16 Mart 2020 Pazartesi

Daha iyi olmaz mıydı ?





Bütün dünyanın gündemi malum .. Gündemden sıyrılmak bu günlerde biraz zor olsa gerek.Birçok bilim adamı siyaset bilimci farklı görüş bildirse de ben de herhangi bir yarasayla ya da  Çin'in yüzyıllardır süre gelen beslenme şekliyle alakalı bir durum olduğunu pek düşünmüyorum malum virüsün.Sosyal medyanın bu küresel gücü bu günlerde pek de sevimli gelmez oldu bilmiyorum bana mı öyle geliyor ama herkesin doktorluk önlüğünü giyinip doğruluğunu bilip bilmeden dayattığı fikirler korkutucu tamamen gerçek dışı haberler.. Bir çoğumuz evdeyiz ve alınan  tedbirlerden de yetkililerin yaptığı uyarılardan da anlıyoruz ki evde de olmak zorundayız.Durum tercih meselesi olmaktan öte bir durum da aslında..Evde olmamız demek gece gündüz online olmamız anlamına mı geliyor gerçekten anlamak zor.Evde aile bağlarımızı güçlendirmek yeni şeyler üretmek için bir fırsat olsa şu günler internete kendimizi kaptırmadan amaçlananın aksine ailece oyunlar üretsek evde kitap okuma saatleri yapsak şu telefonları bırakıp bir diğer odaya kitlesek.Sağlık bakanlığının tavsiyelerine uyup gerekli tedbirleri aldıktan sonra yapabileceğimiz başka bir şey yok şöyle bir sakin olsak derin bir nefes alsak.. Şu dayatılan korku psikolojisinden bir sıyrılsak,daha iyi olmaz mı ??

9 Mart 2020 Pazartesi

Bütün Dünya Buna İnansa ..






Bir çok şeyin kadrini kıymetini bilmez hızla her şeye ulaşıp hızla her şeyi tüketir olduk ne yazık ki bu durum artık alışkanlık oldu sanırım.Kırk yılın hatırı sayılan kahveler storyler de yazılacak yazı olmaktan öteye gitmez oldu artık.Kahvenin hatırını bırakın nice güzel anıların nice  fedakarlıkların kıymeti bilinmez olmuş.. Kalplerimiz,vicdanlarımız ne ara bu kadar hissiz duyarsız oldu anlamak pek mümkün değil.. Başkasının masum bir insanın acısıyla acı çekmemek hisleriyle hislenmemek acısına ortak olamamak nasıl bir duygu psikolojisi anlamak mümkün değil.Böyle insanlara ısrarla iyiliği güzelliği hatırlatmak kıyıda köşede kalmış duygularına dokunmak gerektiğine inanıyorum.Bütün dünya buna inansa bir inansa hayat bayram olsa diyor ya şarkı da o dünya için bizim ısrarla bazı iyilik tohumlarını atmamız gerekiyor sanırım.İyiliğe iyilikle karşılık vermek pek tabi mümkün marifet kötülüğe rağmen iyilikle muamele etmek ve  iyiliği hatırlatmak..İletişim halinde olduğumuz bildiğimiz tanıdığımız insanların acısıyla dertlenip empati kurup sevincini de paylaşabildiğimiz el ele verdiğimiz güzel günlerimiz olsun diliyorum.Malum hayat çok kısa..



5 Mart 2020 Perşembe

DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ OLURSUNUZ..


“Düşüncen konuşmana, konuşman hareketine, hareketin kaderine yansır. Güzel düşün. güzel yaşa!” Mevlana


İyi düşün iyi olsun gibi gibi çok cümleler duymuşuzdur.Kişisel gelişimi balon bulan bu sözleri de hep duyuyoruz ya diye düşünen bir kesim olduğu mevcut zaten bu bakış açısıyla bu sözlerin bize tesir etmesi beklenemez.Çünkü hayatta her şey inançla alakalı bence.. Kendim hayatımda bir çok kez deneyimlemiş biri olarak güzel düşüncenin en zor zamanlarda pozitif kalıp o pozitifi kendime çekebilmeyi başardığım olmuştur.Bu günlerde de aynı şeyi umuyorum.Bir çok insanın ya çok zor, mümkün değil dediği durumlarda daha çok şarj olanlardanım Allah'ıma şükür :) Onlar o şekilde fikir beyan ettikçe ben aksini düşünüyor ve ısrarla pozitifi çağırıyorum..Bu durumun çok ekmeğini yemişliğim var size de kesinlikle öneriyorum.



İnsan oğlu yapısı itibariyle hep bir karamsar hep bir olumsuz düşünceye daha yatkın.Durumlar karşısında hep iki ihtimal var ya olumlu ya da olumsuz bir sonuçla karşılaşacağız.Ama biz akıllıyız ya hep en kötüsünü düşüneceğiz ki aman şoke olup dibe vurmayalım zırhımızı kuşanalım o negatif olabilme ihtimalinin içinde bir bunalalım bir arabeske bağlayalım ee iyi olursa sürpriz olur daha çok seviniriz..Bu bakış açısının kölesi olmuş durumdayız.Yok arkadaşlar hiç öyle olumsuz durumu falan düşünmeyelim o ihtimali aklımızın ucundan bile geçirmeyelim gerçekten resmen çağırıyoruz.Biz neyin olmasını umuyorsak bütün karamsarlara,felaket tellallarına inat pozitif olup olumlu süreci çağıralım.Bu konuda zorlanıyorsak ara ara aşağıdaki cümleleri de kendimize hatırlatalım... 


**Düşündüğünüzü olursunuz. Earl Nightingale 

**Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar; ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar.--David J. Schwartz


**Kuvvetli, temiz ve neşeli düşünceler vücuda kuvvet ve afiyet verir. Beden öyle bir ince varlıktır ki üzerinde intiba bırakan düşüncelere derhal mukabele eder ve bunlar çok geçmeden tesirlerini gösterirler.James Ailen

**Güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.Said Nursi


                                                              Hayatta umduğunuz her şeyin sizi bulması dileğiyle..

2 Mart 2020 Pazartesi

YETİNMEYİ BİLENGİLLERDEN MİSİNİZ ?

İnsanoğlu yapısı itibariyle hep daha iyisine hep daha güzeline sahip olma arzusu içindedir.Bazılarımız bu duyguyu biraz abartıp belki de hayatını bu çıkarım üzerine bile kurmuş olabilir.Hiç durmadan kendini başkalarıyla kıyaslayıp hırslanan ,elindekilerin farkına varmadan elindekileri hiçe sayıp hep dahasını hep dahasını isteyen mutsuz insanlara dönüşmüşüzdür belki de.Kıyaslama en beteri..Nispet daha da beteri.Bu olaya ayrı bir takıntılıyım siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama değinmeden edemeyeceğim.Ben karşımdaki kişide olmadığını bildiğim şeylerden bahsetmekten asla hoşlanmıyorum ola ki kalbi kırılır üzülür belki de hasetlenir.Bazı mayası bozuk insanların içine öyle bir hırs düşmüş ki aldığı hatta almayı 100 yıldır planladığı şeylerden bahsetmeyi  o durumla övünmeyi,karşısında ki kişinin sahip olmadığı belki de hiç sahip olamayacağı şeylerden bahsetmeyi bile marifet sanmış .Neden ? Çünkü içindeki o eziklik dürtüsünü onunla bastırabileceğine inanmış,her şeyin anlamını ya da üstünlük kavramını maddiyata dayandırmış.Ya da üstün olma gibi bir gayreti var altını çizmek istediği şeyler var bu daha da garip..Çevrenizde muhakkak böyle tiplemeler mevcuttur ben koşarak uzaklaşıyorum size de önerim o doğrultuda..



Yetinmeyi bilmek ve bu girdaba asla girmemek her daim elindekilerin farkına varıp şükretmek hatta bizden daha kötü durumda olanları düşünüp empati yapmak gerek.Mutluluk ile ilgili yazımda da bir araştırmadan bahsetmiştim mutluluğun kazandığımız parayla alakası yok.Temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek kadar para,sağlığımız ve sevdiklerimizle çok huzurlu ve mutlu bir yaşam sürebiliriz öyle hırsların kölesi olmaya gerek yok.En en en en sen olunca kimse madalya falan takmıyor zaten.Bakınız;

Bir insan ortalama 70 yıl yaşar.Bunun yarısını gece yaşar ve çoğu uyumakla geçer.
Geriye 35 yıl kalır.Bu 35 yılın 5 yılı çocuklukla geçer nasıl geçtiğini anlamayız,5 yılı da yaşlılıkla geçer ve bu kısımdan da çok ta bir şey anlamayız.Geriye 25 yıl kalır.Kalan 25 yılın 15 yılı çalışarak geçer.Geriye 10 yıl kalır.Bir de kişisel ihtiyaçlarımız var (wc,banyo) gibi onlara da 5 yılımız gider.
Kaldı mı elimizde sadece 5  yıl..

Şu canımız bitanemiz 5 yılımızı yetinmeyi bilmeden dünyevi hırslarla ,mutluluğumuzu baltalayarak,bize haksızlık eden bizi mutsuz eden insanları düşünerek harcamaya değer mi ?Hiç sanmıyorum..


   

1 Mart 2020 Pazar

EL ALEM NE DER ? İYİ DE BİZE NE..

Toplumumuzda baya yaygın geçmişten beri süregelmiş,öğretilmiş bir kalıp olsa gerek el alem ne der duvarı. İyi de ne derse der..Bizim   gittiğimiz yoldan mı gitmişler attığımız adımları mı atmışlar bizim karşılaştığımız seçeneklerle mi karşılaşmışlar .Hayatımızın,duygularımızın öncesinden sonrasından haberleri  var mı acaba ? Her insanda var olan duygulardır kendini kabullendirme ve beğendirme arzusu.Peki bu duygularımızı tatmin etmeye çalışırken acaba biz biz olmaktan çıkıyor olabilir miyiz sorusu akıllara geliyor ki cevabı muhtemel kuvvet evet.Şimdi durup düşünelim ve farkına varalım,insanların laf arasında yapacakları iki yorum için seçimlerimizi şekillendirmek ne kadar doğru .. O doğrultuda yaptığımız seçimler bizim seçimlerimiz mi yoksa onların seçimlerimi ..




Hayatımızın her döneminde yaptığımız her işe çamur atan,yerli yersiz yorum yapan  tiplemeler muhakkak olacaktır.Aman ha sakın kulak asmadan seçimlerimizi değiştirmeyi bırakın acaba mı ya diye  düşünme olayına bile girmiyoruz.Onların dediği doğrultuda seçimler yaptığınızda muhtemelen ona da çamur atacak bir şey bulacaklardır zaten..Herkesi memnun etmek asla mümkün değil.Bu satırları yazarken Nasrettin Hocanın o meşhur hikayesi aklıma geldi,hikaye aynen şöyle gelişiyor;

Nasrettin hoca bir gün köyden şehire eşekle gitmektedir. Eşeğe oğlunu bindirmiş, kendisi eşeğin yularından tutmuş yürüyor, biraz gittikten sonra yolda iki kişi bunlara bakıp gülüyor, Baksanıza koca genç delikanlı eşeğe binmiş yaşlı adam yürüyor bu olacak iş mi diyorlar, bunun üzerine Nasrettin hoca oğlunu eşekten indirip kendisi biniyor, biraz daha gittikten sonra bu sefer karşılarına çıkan biri yuh olsun be bacak kadar oğlan yürüyor kazık kadar adam eşeğe binmiş, insan sakalından utanır demiş ve bunun üzerine Nasrettin hoca eşekten iniyor ve yürümeye devam ediyorlar.

Biraz daha geçtikten sonra yine köylünün biri bunlarda da akıl var mı, insanlar eşeği yanlarına ne için almışlar acaba? Koca iki adam yürüyor eşek boşta anlamadım gitti demiş, ve bunun üzerine Nasrettin hoca oğluyla beraber eşeğe binmiş, az zaman geçtikten sonra yan kahvehanelerden birinden şu ses yükselmiş; şu zalimlere bakın zavallı hayvana iki kişi biner mi? bunlar ne biçim insan…, Ve bunun üzerine Nasrettin hoca bir la havle çekip oğlum gördün mü insanların ağzı torba değil ki bağlayasın herkes istediğini söyler biz en iyisi bildiğimiz gibi yapalım.

Sonuçta hayat bizim ve birilerinin doğrularına göre hayatımıza yön vermeye kalkarsak kendimizle aramıza aşılması zor duvarlar örmüş oluruz.Ayrıca bizim hayatımızı bizden çok düşünecek,kafa yoracak da başka kimse yoktur herhalde ? Herkesin yorumlarına kulak tıkayıp kendi seçimlerimizin,mutluluğumuzun peşinden koştuğumuz sağlık,mutluluk dolu nice günlerimiz olsun ..



“Başkalarının senin hakkında ne düşündükleri konusunda endişe duyduğun sürece, onlar senin sahibindir!” Neale Donald Walsch

29 Şubat 2020 Cumartesi

ANNELİK ÜZERİNE..

Güne bebişinize sağlam bir kahvaltı hazırlamakla başlayıp,kusmuklu mendiller,muhteşem kokulu bezlerle devam eden yapılacaklar listesinin asla bitmediği zaman dilimleri..Kişisel bakım mı ?? Dişlerimizi falan baba evdeyken fırçalayabiliyoruz işte ya :) Kişisel bakım seviyemizin diş fırçalamak,saç taramak gibi seviyelere düştüğü ,yapmanın lüks olduğu eylemler bunlar artık :)Yeni annelerin hakikaten hee dediğini duyar gibiyim.Anne olmanın verdiği mutluluk tarifsiz olsa da anne olmak gerçekten zor iş.

Duygularıma tercüman olan bir araştırma yapmışlar bende sizlerle paylaşayım dedim buyrun efendim.




Annelik 2,5 tam zamanlı iş..

Araştırma, annelerin haftada 98 saatlerini ebeveynlikle ilgili işlere harcadığını ortaya çıkardı.Yaşları 5 ila 12 arasında değişen çocukları olan 2,000 anne üzerinde yapılan araştırma, ortalama bir annenin normal bir günde saat 06.23 gibi “işe başladığını” ve annelik görevlerini yapmayı 20.31’e kadar sürdürdüğünü söylüyor.Bu süre, yedi gün boyunca günde 14 saat çalıştıkları anlamına geliyor ki bu da herhangi bir “normal” işin çok daha ötesinde bir süre.Bir Amerikan içecek markası tarafından yapılan araştırmada, sayısız baskıya göğüs germek durumunda olan ortalama bir annenin kendisine günde sadece bir saat yedi dakika ayırmayı başarabildiği bulundu.Araştırma ayrıca, annelerin yüzde 40’ının, hayatlarının bitmek bilmez bir “yapılması gerekenler listesi”nin hükmü altındaymış gibi hissetiklerini ortaya çıkardı.
2013 yılında bir gözlük markası tarafından yapılan bir başka araştırmada, ortalama bir annenin “yapılması gerekenler listesinin” 26 farklı işten oluştuğu bulundu. Bu işler arasında yiyecekleri ayarlamak, kahvaltı hazırlamak ve önemli randevu saatlerini hatırlamak gibi pek çok iş bulunuyor.
  ANNELER GERÇEK BİR SÜPER KAHRAMANSINIZ VE İYİ Kİ VARSINIZ .. :) 

28 Şubat 2020 Cuma

GEÇECEK ÇÜNKÜ GEÇMEK ZORUNDA


Çaresizlik .. Bilmiyorum iliklerinize kadar hissettiğiniz dönemleriniz hiç oldu mu ? İnsan o zamanlarda daha da iyi anlıyor ki sana senden başka kimseden hayır yok.Hayatta parlarken çevren hep kalabalıktır herkes seni sever parlaklık azaldıkça anlarsınız ki sizi gerçekten sevenler kalmış yanı başınızda.Parlaklığın azaldığına şükreder olmuşsunuz bir bakmışsınız da..Çünkü ancak o dönemlerde görebiliriz gerçek dostlarımızı,değer verdiklerimizin gerçek kimliklerini.Baktık hala yanı başımızdalar daha çok kenetlenir,daha çok kıymet biliriz..


Kimse çaresiz kalmadıkça sınırlarını keşfedemez.Kim bilir kaç kez yalnız,çaresiz,zor durumda kalmış ve kendi gücümüzü fark etme imkanı bulmuşuzdur.Dayanamayız sandığımız kim bilir nice acılara dayanmışızdır. Bu zamanlar da bize düşen şey yaşadıklarımızı çevirmek.. Nasıl mı ?? 

Yaşadığımız her şeyi büyümek ve gelişmek için bir fırsata dönüştürmek elimizde..Çaresizliğimiz  hayata karşı dönüşmek için kullandığımız bir silahımız olsun.Yaşıyorsak yaşamak için bir nedenimiz muhakkak var demektir.O nedene sıkı sıkı tutunup bu da geçer yahu diyebilmek gerek ..Yaşarken hiç geçmeyecekmiş gibi gelen nice sıkıntılar,nice çaresizlikler gelmiş geçmiştir.Neler neler atlattık bunu da atlatırız öyle değil mi ? Hayat başımıza nelerin geleceğini kestiremediğimiz sürprizlerle dolu bir yolculuk.Bazen dibe çökmek bazen en yükseklere uçmak da hayata dahil.. Hatta en yükseklere uçabilmek için en dibe çakılmak gerektiğine inananlardanım desem ?? Tarih içinde bu hikayeleri barındıran bir sürü örneklerle dolu..Unutmayın olur mu ?GEÇECEK ÇÜNKÜ GEÇMEK ZORUNDA ..


BEHÇET NECATİGİL'İN MUHTEŞEM DİZELERİYLE VEDALAŞIM O VAKİT 


Sular yükselince, balıklar karıncaları yer.
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir.
Çünkü kimin kimi yiyeceğine.
“Suyun akışı” karar verir.
Gidene kal demeyeceksin.
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme,
yoksa değersiz olan hep sen olursun.
Düşün… Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Herşey sende başlar, sende biter.
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,
tükettirme içindeki yaşama sevgisini.
Hep hatırla: “Çaresizseniz, Çare “sizsiniz”
Behçet Necatigil


26 Şubat 2020 Çarşamba

KOŞUN ENERJİMİZİ FULLÜYORUZ


Zaman zaman asık suratlı,umudunu kaybetmiş,çocuk ruhundan eser kalmamış bıkkın bir hal alırız.Sabah yataktan bir türlü çıkasımız gelmez,kimseyle görüşmek istemeyiz.Markete gitmek bile sanki dünyanın öbür ucuna gitmekmiş gibi gözümüzde büyür durur..Yorgunluk, stres, mutsuzluk tükenmişlik içinde kaybolmak yerine mutlu, enerjik, hayat dolu hissetmek ister misiniz? O zaman gelin enerjimizi hep birlikte fulleyelim.







GÜNE MÜTHİŞ BİR KAHVALTIYLA POZİTİF NİYETLERLE BAŞLIYORUZ

Harika bir güne güzel niyetlerle başladık ve tabi ki enerjiye ihtiyacımız var  müthiş bir kahvaltıyla güne mükemmel bir başlangıç yapıyoruz.Daha öncede bahsetmiştik yediklerimiz eşittir biz olduğumuza göre sabah sabah  kendimizi karbonhidrata boğup insülin dengemizle oynayıp gün boyu yorgun hissetmiyoruz .Mutlaka protein ağırlıklı beslenmeye özen gösteriyoruz.



BİRAZ HAREKETLE KAN DOLAŞIMIMIZI HIZLANDIRALIM




Gün içinde ortalama hep aynı hareketlerle güne başlayıp günü sonlandırıyoruz.Rutin dışına çıkıp başka egzersizler yapmak kan dolaşımımızı hızlandırmamızı ve kendimizi daha enerjik hissetmemizi sağlar.Tabi ki su içmeyi de ihmal etmiyoruz.Susuz
kalmanın da insanı halsiz ve yorgun hissetmesinde etkili olduğunu biliyor muydunuz ? 


MELODİLERİN GÜCÜNÜ KEŞFEDİN






Hepimizi hareketlendiren kısa bir sürede olsa dünyadan koparan aşk yaşadığımız şarkılar vardır herhalde.Müziğin ritmine kendimizi bırakıp çılgınlarca dans ettiğimiz türden hani :) Eminim bu yazıyı okurken bile bir enerjik hisseder olduk ee ne duruyorsunuz o zaman hemen o sevdiğiniz şarkıyı tıklayın ve sesi açıp kendinizi ritme bırakın.


BAŞKALARINI MUTLU ETMEK İÇİN UĞRAŞMAYIN

Bütün enerjimizi bazen bizi sevmeyen önemsemeyen insanlar için harcar dururuz.Kendimizi bir kenara bırakıp onları memnun etmek için uğraşır dururuz.Adeta bir kısır döngüye gireriz.Bırakın sizi önemsemeyen,üzen insanları düşünmekten vazgeçin.Enerjimiz bağlanıyor ve alakasız insanlar hayatımızın merkezine oturmuş oluyor.Bırakın hiç umursamayın ve bütün enerjinizi sevdikleriniz için harcayın ve onlara odaklanın.Umursanmadığını görmek enerjinizi emenlere delirtmeye yetecektir zaten :)


OLUMSUZ DÜŞÜNMEYİ BIRAKIN ARTIK

Kafanızda ki olumsuz düşünceleri bir kenara atın artık.Olumsuz düşüncelerin hiç kimseye bir faydası yok.Enerjinizi olumlu düşüncelere yönlendirin ve çevrenizde ki negatif kişilerden kurtulun.Duyguların bulaşıcı olma gibi bir özelliği var malum..Çevremizde nasıl insanlar barındırırsak duygularımız ona göre şekillenecek.Daha enerjik bir yaşam için olumsuz düşünceleri bir kenara bırakıp çevremizdeki negatif kişilerden kurtuluyoruz ..



                                                         ENERJİK KALIN..

                             

25 Şubat 2020 Salı

An' da Kalamama Sorunsalı


Geçmiş için tasalanma, gelecek için kaygılanma, anı yaşa” tarzı cümleleri çokça duymuşuzdur herhalde.Peki nedir bu anı yaşamak ?? Hunharca eğlenip, en popüler yerlere gidip, gezip tozup, kahkahalar atıp yarın yokmuşçasına cozutmak mıdır anı yaşamak?Belki de birçoğumuz böyle algılıyoruzdur. Eğer öyleyse yanlış algılıyoruz demektir..Efendim anı yaşamak demek yaşadığımız anın önemini kavrayıp şimdiki zamana karşı farkındalığımızı arttırmak demek.Nefes aldığımızı fark etmek ve zihnimizdeki düşüncelerde kaybolmak yerine anı hissetmek.Meşgul olduğumuz her ne ise onu idrak edip ona adapte olmak demektir.Yürüyüş yaparken attığımız adımların, ayaklarımızın var oluşunun farkına varıp şükretmek demek.Zihnimizdeki milyon tane düşünceleri bir kenara bırakıp anın farkına varmak demek..Küçüklükten beri öğrendiğimiz üzere zamanı üçe ayırabiliriz;Şimdiki zaman,geçmiş zaman,gelecek zaman.Geçmiş zaman geçti gitti..Evet biliyorum bizim gibi minnoşları nasıl üzdüler ama dimi nasıl kıydılar bize ama geçtii hatırlamak hatta sürekli unutmaya çalışmakta bizim hala geçmişte kalmamıza sebep oluyor o yüzden napıyoruz oralara hiç girmiyoruz.Gelecek zaman ise kim bilir nelere gebe belirsiz.Belki az sonra bir depremle ömrümüzü tamamlamış olacağız.O yüzden ne geçmiş ne gelecek canımm şimdiki zamanda her anımızın kıymetini bile bile sindire sindire yaşıyoruz.



Çokça duyduğumuz bir o kadar da unuttuğumuz şu örneği aktarmadan geçemeyeceğim.
----Her sabah hesabınıza 86.400 tl yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var:
Harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 tl bulacaksınız. Nasıl keyifli değil mi?
Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı ”zaman” her sabah 86.400 saniye hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor,her akşam günün bakiyesi siliniyor.
Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekmek yok.Zaman hiç kimseyi beklemez.Dün artık mazi oldu.Yarın ise muamma…Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır. 
                                                         ANDA KALIN..

24 Şubat 2020 Pazartesi

Mutluluğun Peşinde Koşanlardan Mısınız ?



İnsan yaşamının temel gayelerinden olsa gerek ''mutluluk''.. Hepimiz durmadan hayalini kurduğumuz mutluluğun peşinden koşar dururuz.Özellikle son yıllarda sosyal mecraların dayatmalarıyla da mutlu olma halini bazı durumlara bağlamış olabiliriz.Bu yazıyı okuyorsanız silkelenmenin bazı algıları yıkmanın tam da vakti.Size müthiş bir haber vereyim Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre insanların gelirli arttıkça mutlu olma seviyeleri artmıyormuş.Ne kadar çok tüketirsek sanıldığı gibi o kadar çok mutlu olmuyoruz aslında.Zaman geçtikçe ve yaş ilerledikçe insan daha iyi idrak ediyor ki 50 tl lik saatte 50.000 tl lik saatte aynı vakti gösteriyor ister ekonomi sınıfında uçalım ister business da hepimiz aynı uçaktayız ve uçak düşünce hepimiz düşüyoruz.Mutlu olmak nerede oturduğumuz, hangi arabaya bindiğimiz,nerede tatile gittiğimizle alakalı bir durum değil.Tabi ki hayallerimiz,isteklerimiz olacak fakat mutlu olmayı bunlara bağlamak en büyük yanlışlardandır.Psikolojimiz ve mutlu olma halimiz olayları nasıl algıladığımıza bağlıdır.Bardağın hangi tarafından baktığımız hangi tarafından bakmayı seçtiğimizle alakalı bir durum.Yani mutluluk aslında içimizdedir efendim..O yüzden umut ederim ki şunu anlarız; kahkaha attığımız, sohbet ettiğimiz, şarkılar söylediğimiz eşimiz,dostlarımız eski arkadaşlarımız, erkek kardeşimiz varsa ve sağlığımız yerindeyse bilin ki gerçek mutluluk bu..

                                                                                                              HER 
DAİM MUTLU KALIN :)

Hayatı Geçiştirmeyelim Gelişelim

Birçoğumuzun durup belki saatlerce düşündüğü arkadaş ortamlarımızın fix konularından olsa gerek kişisel gelişim.. Hayat akıp giderken 20'leri yavaş yavaş uğurlarken belki de daha çok düşündüğümüz konular arasına giriyor.Kendimiz birtaneciğiz ve çok değerliyiz kendimizi çok seviyor olduğumuza göre kişisel gelişimimizin ilk durağı bence kendini tanımaktan  geçiyor .Yani..

                                             Kendimizi Tanıyoruz


Kendini tanıyan insan hayatta ne yapmak istediğini nerede olmak istediğini çözmüş ona odaklanmış,ya ona ulaşmak üzere ya da onu yaşıyor konumdadır yüksek ihtimal. Sokrates'in de dediği gibi "Kendini bilmek bilgeliğin başlangıcıdır".O halde kendimizi anlamaya çalışıyoruz bunu yapmaya çalışırken şurdan başlayabiliriz;Zihnimizde idealize ettiğimiz kişiler ve onların yaşam tarzları bizim nasıl birisi olduğumuzu ya da olmak istediğimizi gösteren en önemli ipuçlarıdır aslında.İpuçlarından yola çıkıp kendimizi çözümlüyoruz çünkü;Çoğumuzun da bildiği üzere kalite ölçülebilen bir şey değildir ve insanın kalitesi bindiği arabada,oturduğu evde,giydiği kıyafette,kazandığı parada değil kendisini tanımasında ve kendisiyle barışık olmasındadır.

Şssst sessiz olun kitap okuyoruz !


Kitap okumak kendini geliştirmek denince akla ilk gelenlerden olsa gerek ki hakikaten öyle bir gücü var.Ben uzun yıllardır romanı bırakıp özellikle kişisel gelişim kitaplarına sarmış biri olarak daha da gelişimime katkı sağladığımı düşünmekteyim.Özellikle kişisel gelişim kitaplarının tam bir motivasyon kaynağı olduğuna inanıyorum. Eee boşa yaşamıyoruz açıyoruz iki kitap okuyoruz iki birşey öğreniyoruz sonuçta yani:)


Sosyalleşiyoruz


İnsan psikolojisinin sağlık durumunu ve kişisel gelişimini önemli ölçüde etkileyen bir şey varsa o da sosyal olmak.Sosyal bir varlığız insanız.Her ne durumda olursak olalım istersek o sosyal çevreyi illa ki oluşturabileceğimize çok eminim. Sosyal olmanın kişisel gelişimimize katkısı da sorgulanamaz seviyelerde olduğuna göre ;İlgilerimize yönlenelim illa aklımıza spesifik şeylerin gelmesine gerek yok yemek yapmak dahi olsa bunu grupça biraz daha profesyonel hale getirsek hiç fena olmaz öyle değil mi?? Sevincimizi,hüznümüzü paylaşmaya duygularımızı aktarmaya ihtiyacımız  var hiç havamızda değil depresif takıldığımız bir süreçteysek dahi kendimizi ittirelim ki iki insan görüp açılalım,azıcık gelişelim yahu :)


Ee Birazcık Enerji



Spor yapmak,meditasyon bunların insanı yükselten gücü yadsınamaz.Spor yapmak demek ben kendimi seviyorum,değer veriyorum yaşadığım hayatı seviyorum ve daha uzun daha kaliteli yaşamak istiyorum demek olduğuna göre ; popolarımızı kaldırıyoruz spor salonu şart değil youtube'a Ebru şallı pilates yazıyoruz :))  tabiki şaka ne istersek nasıl istersek iki spor yapıyoruz.


Sağlıklı Yaşamak

Sağlıklı yaşam denince bence ilk akla gelen beslenme.Yediklerimiz eşittir biziz.Doğadaki her canlının (bitkiler,hayvanlar) bir görevi yerine getirmek için var olduğuna ve hepsinin çok kıymetli olduğuna inanıyorum.Yani hepsinden doğru oranlarda istifade etmeliyiz efendim Canan Karatay'a bağlamadan:) geçecek olursak kızartmalardan,fast foodlardan uzak duruyoruz evde yoğurt mayalama,sebze suları tariflerini google da search ediyoruz :) olabildiğince doğal beslenmeye gayret ediyoruz.


                                                                                                        SEVGİYLE KALIN..

22 Şubat 2020 Cumartesi

Feleğin Çemberinden Geçerken Pozitif Kalabilmenin Altın Kuralları

Feleğin Çemberinden Geçerken Pozitif Kalabilmenin Altın Kuralları

Efenim malum yaşam inişlerle çıkışlarla eğrili doğrulu.Hayat bazen bütün  sınavlarını arka arkaya yollar durur işte tam da bu sırada pozitif kalabilmek için yaşamdan kopmamak adına olmazsa olmazlarımızdan bahsedelim biraz;

1.İyimser olun



Karamsar ve mutsuz insanlar sıkıntıların ve zorlukların yalnızca kendi başlarına geldiklerine inanırlar.Durun !! Nefes alın ve sıkıntıların her insanın başına gelen olağan ve geçici bir durum  olduğunu hatırlayın, iyi senaryoya odaklanın.

2.Kabullenin





Değişimler aslında çoğu zaman hayatımıza olumlu katkılar sağlarlar, sıkıntılar ve zorluklarla dahi gelseler bile.. Hayat her zaman düşündüğümüz gibi gitmeyebilir ama bu daha kötü gideceği anlamına gelmez.Kim bilir ne güzellikleri ve sürprizleri barındırıyordur ..Yani değişime direnmeyin ve durumu kabullenin.

3.Zorluklar Hayattaki Kılavuzumuzdur

Atalarımızın da bahsettiği üzere "Bir musibet bin nasihatten iyidir ".Zorluklar  hayattaki en önemli yön göstericimizdir."Bazen en büyük zayıflıklarınızla karşılaşıncaya kadar kendi gücünüzü fark edemeyebilirsiniz" demiş Susan Gale.Sıkıntılarımız bizi hayata hazırlayan müthiş ögreticilerimizdir aslında..


4.Değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın


Malum beşeriz .. Herşeye gücümüz malesef yetmiyor bunu algılayıp ona göre durumları değerlendirmeliyiz.Degiştirmeye gücümüzün yetmediği durumları kabullenip değiştirebilceklerimize yönelmeliyiz.

5.Sabır





Sıkıntılara tosladığımız anda isyan etmeden bu sürecin geçici olduğunu inanmak eşittir sabır.Bizi sıkıntılara karşı motive eden durumda bu dur aslında geçeceğine inanmak ve sabırla  beklemek..


6.Sevdiklerinize Koşun





Ailenize ve sevdiklerinize kenetlenip içinde bulunduğunuz zorlukları arka plana atın ve onlarla geçen her dakikanın kıymetini bilin.Sevdiklerimiz ve ailemiz bu hayatın bize vermiş olduğu en büyük hazinedir.Daha çok zaman oluşturup onlarla daha çok vakit geçirin.

7.Şükredin..




Ne kadar zor bi dönemden geçersek geçelim hayatta her zaman şükretmek için bir çok sebebimiz vardır.Bu yazıyı okumanızı sağlayan gözleriniz için bile tüm servetini feda edecek bi sürü insanın var olduğunu unutmayın.Ve şükürün nimetleri güzellikleri arttıran o muhteşem gizemini de göz ardı etmeyin .